
2010 yılında Diyarbakır’da kurulan DİTAM’ın farklı meslek gruplarından yaklaşık 50 kişinin bir araya gelmesiyle oluşturulduğunu hatırlatan Azizoğlu, kurumun bugüne kadar birçok proje yürüttüğünü ve rapor yayımladığını söyledi. Azizoğlu, 2016’da 70’e yakın sivil toplum örgütü ve aktivistin katılımıyla “Toplumsal Barış Ağı”nı kurduklarını, ayrıca “Tigris Diyalogları” başlıklı toplantılarda STK temsilcileri, siyasi liderler, akademisyenler ve aktivistleri bir araya getirdiklerini belirtti.
2024’te yerel seçimler öncesi “Diyarbakır yerel hizmetlerde neleri kaybediyor?” başlıklı bir çalışma başlattıklarını ifade eden Azizoğlu, bu kapsamda oluşturulan “Yerel Hizmetleri İzleme Ağı” ile belediyeler ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Azizoğlu, Abdullah Öcalan’ın açıklamasının ardından PKK’nin silah bırakma kararının yeni bir süreci beraberinde getirdiğini belirterek, “Artık sadece neden çözüm gerektiğini değil, çözümün nasıl olacağını konuşmamız gerekiyor. Geçmişte ‘Devletin niyeti yok’ ya da ‘PKK silah bırakmadan olmaz’ söylemleri sürecin önünü tıkıyordu. Bugün bu engellerin aşılmasıyla yeni bir zemin oluştu” dedi.
Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün yalnızca Kürtlere değil, Türkiye’nin tamamına kaybettirdiğini vurgulayan Azizoğlu, “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtlerin yaşadığı bölgeler bilinçli olarak ihmal edildi. Bu yüzden ekonomi, sağlık, eğitim gibi temel alanlarda ciddi mağduriyetler oluştu. Ancak uzun yıllardır dile getirilen gerekçeler toplumda yeterince karşılık bulmadı. Bu nedenle çözümsüzlüğün Türkiye’ye maliyetini daha görünür kılmak için çalışmalar yaptık” diye konuştu.
Kasım 2024’te düzenledikleri “Kürt meselesinde çözümsüzlük Türkiye’ye neler kaybettiriyor?” başlıklı toplantıda, sorunun ekonomik, toplumsal ve uluslararası ilişkilere etkilerinin ele alındığını hatırlatan Azizoğlu, bu raporun kamuoyuna sunulduğunu belirtti.
Komisyon çalışmalarına da değinen Azizoğlu, “Beklentilerimiz, hukuki altyapının oluşturulması, toplumsal rızanın üretilmesi ve adalet duygusunun sağlanmasıdır. Çözüm için ikna edilmesi gereken kesim Türklerdir, adaletin onarıcı yanına ise en çok Kürtlerin ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
Kürt meselesinin tanımının hâlâ net yapılmadığını söyleyen Azizoğlu, “Bu mesele dil, kimlik, eşitlik, hukuk ve demokrasi meselesidir. Çözüm için herkesin gerekçelerini birbirine yaklaştırması gerekir” dedi.
Son olarak sürecin uzun soluklu olduğuna dikkat çeken Azizoğlu, “Toplumun ikna edilmesi kolay olmayacak, zaman alacak. Ancak çözümsüzlüğün gelecekte yaratacağı riskler anlatılmalı. Bu kez çabaların amacına ulaşmasını umut ediyoruz” diye konuştu.
