
Elçi, özellikle CHP’de siyaset yapmaya başladığı dönemde belirli çevrelerin yaptığı her paylaşımı ve açıklamayı hakaret ve hedef göstermeyle karşılamasına uzun süre sessiz kaldığını belirterek, bu durumun artık kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaştığını söyledi.
Açıklamasında, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı süreçlerin yalnızca can ve mal kaybına değil, aynı zamanda “şiddete dayalı, nobran ve hak arama kisvesi altında hak yiyen yoz bir kültür” yarattığını ifade eden Elçi, bu dilin sosyal medya başta olmak üzere birçok kurumu işlevsiz hale getirdiğini dile getirdi. Şiddetsiz bir toplum idealini savunduğunu vurgulayan Elçi, buna rağmen kendisine yönelik karalama kampanyalarına sessiz kalmayacağını belirtti.
“BARO TARAFGİR DAVRANDI, SÜRECİ YARGIYA TAŞIDIM"
Diyarbakır Barosu’ndan kaydını sildirme kararına da açıklık getiren Elçi, baro üyesi bir avukatla yaşanan ihtilafta kurumun taraflı davrandığını, hakkaniyete uygun bir süreç işletilmediğini ifade etti. Konunun çözümü için tarafsız bir komisyon kurulmasını talep ettiğini ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti. Elçi, “Baro üyesi avukatın hakkımızı gasp etmesi karşısında, çocuklarımın ve kendi hakkımı korumak için yaptığım başvurular dikkate alınmadığı için süreci yargıya taşıdım. Yargı süreci devam ediyor” dedi.
“AİLEMİN VE HAYATINI KAYBETMİŞ EŞİMİN TARTIŞMALARA MALZEME EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Elçi, hedef gösterilmeler sırasında çocuklarının ve merhum eşi Tahir Elçi’nin dahi tartışmalara alet edilmesinin, ülkedeki kutuplaşmanın boyutunu gözler önüne serdiğini söyledi.
Açıklamasının sonunda Türkan Elçi, eleştiriye açık olduğunu ancak hakaret, iftira ve hedef göstermeyi “mücadele yöntemi” haline getirenlerle yargı önünde hesaplaşacağını belirterek şu ifadeleri kullandı;
“Bu açıklamayı bir polemik yaratmak için değil, ailemin ve kendi onurumun korunması için yapmak zorunda kaldım. Hangi koşulda olursa olsun hakkaniyetli adaletin ve şiddetsiz bir dilin savunucusu olmaya devam edeceğim.”
