
Kent merkezi ve çevre ilçelerdeki baraj, göl, gölet ve derelerde su seviyesinin kritik düzeylere gerilediğini belirten Prof. Dr. Satar, Devegeçidi Sulama Barajı’nın sadece tarımsal sulama için değil, göçmen kuşların barınma ve üreme alanı olarak da önemli bir kaynak olduğunu söyledi. Satar, “Şehir merkezimize çok yakın olan Devegeçidi Barajı’nda su seviyesi oldukça azaldı. Derinlik ve hacim büyük ölçüde düştü. Buradan hem insanlar hem evcil hayvanlar hem de göçmen kuşlar faydalanıyor. Bu durum ciddi bir tehdit” dedi.
“Suyu idareli kullanmayı öğrenmeliyiz”
Kuraklıkla mücadelede bireysel tedbirlerin de önemine dikkat çeken Prof. Dr. Satar, günlük yaşamda su tüketiminin asgariye indirilmesi gerektiğini belirterek, “Evdeki su kullanımında artık daha bilinçli davranmalıyız. Bulaşık yıkarken, temizlik yaparken, araç yıkarken bile tasarruflu davranmalıyız. Örneğin yaz aylarında arabayı haftada bir değil, iki haftada bir yıkamak bile fark yaratır. Çünkü sıcaklık artmaya devam edecek ve bu durum önümüzdeki yıllarda daha da kötü hale gelebilir” diye konuştu.
“Yer altı barajları artık kaçınılmaz”
Su kayıplarının büyük kısmının buharlaşma yoluyla gerçekleştiğini belirten Satar, buharlaşmayı önlemek için yer altı barajlarının kurulmasının şart olduğunu söyledi. Satar, şunları kaydetti:
“Yer üstündeki su kaynaklarımız hızla buharlaşıyor. Bu da milyonlarca metreküp suyun kaybı demek. Buharlaşmayı engellemenin yolu, suyu yer altında depolamaktır. Yer altı barajları hem buharlaşmayı önler hem de stratejik su rezervi sağlar. Belki maliyetli gibi görünüyor ama inanın bu suyu kaybetmekten daha masraflı bir şey olamaz. Bilimsel yöntemlerle, yeni sulama teknikleriyle, doğru bitki ve ağaç türleriyle bu süreci yönetmeliyiz.”

