
Örgütün son üç yıldaki çalışmalarından derlenen kılavuzda, şeffaf olmayan algoritmik sistemlerin incelenmesi için pratik araçlar, araştırma yöntemleri ve stratejik iletişim ile hukuki süreçlerde kullanılabilecek taktikler yer alıyor.
“KİTLESEL GÖZETİMİ VE AYRIMCILIĞI KÖRÜKLÜYOR”
Uluslararası Af Örgütü Teknoloji Program Direktörü Damini Satija, yapay zekâ sistemlerinin birçok ülkede kitlesel gözetimi kolaylaştırdığını, sosyal koruma hakkına zarar verdiğini ve toplumda ayrımcılığı derinleştirdiğini belirterek, devletlerin ve şirketlerin bu teknolojileri sınırlı denetimle kullanmasının büyük riskler doğurduğunu vurguladı. Satija, kılavuzun amacını “bilgiyi demokratikleştirmek” olarak tanımlayarak, hak savunucularının bu sistemleri açığa çıkarması ve hesap verebilirlik talep etmesi için kolektif güç çağrısı yaptı.
DOKUZ ÜLKEDEKİ ÇALIŞMALARA DAYANIYOR
Kılavuz, Danimarka, İsveç, Fransa, Hindistan, Birleşik Krallık ve ABD’nin yanı sıra İşgal Altındaki Filistin Toprağı gibi bölgelerde yürütülen araştırmalara dayanıyor. Danimarka’da sosyal yardım sistemine ilişkin bulgular, yapay zekâ destekli denetimlerin engelliler, göçmenler ve düşük gelirli gruplar üzerinde ayrımcılık riski oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Ayrıca örgütün “Ban the Scan” kampanyası kapsamında, Filistin, New York ve Haydarabad’da yürütülen çalışmalar yüz tanıma teknolojilerinin yasaklanması çağrısını güçlendiriyor.
