
Diyarbakır’da 29 Aralık’ta başlayan ve 2–3 gün boyunca etkisini sürdüren yoğun kar yağışı, yalnızca yolları değil, yönetim anlayışlarını da kapladı. Kent, karla mücadelede yaşanan aksaklıklarla adeta bir sınav verdi; ne yazık ki bu sınavdan başarıyla çıkan bir kurum görmek zor. Yaşananlar, karla mücadeleden ziyade yönetememe krizinin fotoğrafı haline geldi. Kar yağdı, yollar kapandı; ama asıl kilitlenen şey, sorumluluk duygusu oldu.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Karayolları, kar yağışı karşısında ciddi biçimde zorlandı. Her iki kurum da kar yağışı karşısında açıkça sınıfta kaldı. Ana arterler saatlerce kapalı kaldı, bağlantı yolları ulaşıma açılamadı, ilçe merkezleri ve kırsal mahalleler kaderine terk edildi. Ancak asıl dikkat çeken, yaşanan bu tablo karşısında hiç kimsenin çıkıp “biz yapamadık, başaramadık, yetersiz kaldık” diyememesidir.
Karayolları da çalışmadı ve çalışınca da yetersiz kaldı, eyvallah tamam ama siz de günler öncesinden yağacak kar için hazırız diye fotoğraf kareleri vererek paylaşımlarda bulunuyordunuz. Demek ki fotoğraf kareleri vererek karla mücadele edilmiyormuş.
Büyükşehir Belediyesi, karla mücadeledeki yetersizliği Karayolları’na yüklerken; ilçe belediyeleri ara sokakları, mahalle içlerini temizlemekte sınıfta kaldı. Hatta bazı belediyelerin cadde ve sokaklar dururken site bahçelerini temizlemeyi öncelemesi, “hizmet mi, tercih mi?” sorusunu beraberinde getirdi. Bazı belediye başkanları yetersizliklerini vatandaşları suçlayarak örtbas etmeye çalışsa da görünen köy kılavuz istemez dedirtti.
ÖZÜR VAR, AMA KABUL YOK
Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Doğan Hatun’un vatandaştan özür dilemesi, krizin kabulü açısından önemliydi. Ancak aynı yönetimde yer alan DBB Eşbaşkanı Serra Bucak’ın, sorumluluğu Karayolları’na yükleyen açıklamaları bu özrü gölgede bıraktı. Özür dileyen bir yönetimin aynı zamanda mazeret üretmesi, kamuoyunda karşılık bulmadı. Özür dileyip aynı anda suçlu aramak, yönetmek değil, krizi derinleştirmektir.
DÜN SÖYLEDİKLERİ BUGÜN BAŞINA GELDİ
Dahası var.
Hafıza bazen acımasızdır. DBB Eşbaşkanı Serra Bucak’ın 2020 yılında kayyum yönetimini “karla mücadelede yetersiz kaldı” şeklindeki eleştirel paylaşımının bugün yeniden gündeme gelmesi tesadüf değildir. Dün söylenen sözler, bugün yaşanan tabloyla çarpışmıştır. O gün eleştirilen neyse, bugün aynısı yaşanmıştır. Üstelik bu kez mazeret daha fazladır. Kayyum var, Karayolları var, Valilik var, Milli Eğitim var…
Ama sorumluluk ve sorumluluk alan kimse yok. Olan ise her zaman ki gibi vatandaşa oldu.
SEÇİMLERDEN SONRA 6 DAİRE BAŞKANI DEĞİŞTİ
31 Mart 2024 tarihinde yapılan seçimlerden sonra Yol Yapım, Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı’nda 6 defa değişiklik yapıldı. Büyükşehir Belediyesi'nde bu birimde bu kadar çok değişimin yaşanması da karla mücadelede yetersiz kalmasına neden olduğu iddia edildi.
İLÇE BELEDİYELERİ UHDESİNDEKİ YOLLAR HALA TEMİZLENMEDİ
İlçe belediyelerinin durumu ise ayrı bir faciadır. Ara sokaklar, mahalle içleri, hastane ve okul çevreleri günlerce temizlenmedi. Buna karşın bazı belediyelerin cadde ve sokaklar dururken site bahçelerini temizlemeyi öncelemesi, kamu hizmetinin nasıl keyfi bir tercihe dönüştüğünü gösterdi.
Bu şehirde vergi veren, oy kullanan vattandaş site sakini değilse beklesin mi? Bu mudur sosyal belediyecilik?
Bazı kırsal ilçe belediyelerinin kendi sınırları içerisindeki mahallelerde yaptığı tuzlama çalışması ise filmlere sahne olacak görüntüler ortaya çıkardı.
SİYASİ PARTİLERDEN PEŞ PEŞE TEPKİLER
Hükümette yer alan ya da muhalefet konumundaki bazı siyasi partilerin yöneticilerinin art arda yaptığı açıklamalar, sahada biriken öfkenin siyaset zeminine yansıdığını ortaya koydu. Belediye yönetimi ise gelen eleştiriler karşısında özeleştiri yapmak yerine sorumluluğu Valilik, Milli Eğitim ve Karayolları’na yüklemeyi tercih etti.
Bir şehir düşünün; kar var, yol yok, ulaşım yok, ama açıklama çok.
Oysa kentte yaşayan vatandaş için önemli olan kimin suçlu olduğu değil; yolun açık, okulun ulaşılabilir, hastanenin erişilebilir olmasıdır.
PİST TARTIŞMASI: AÇIKLAMA VE YALANLAMA
Serra Bucak’ın, “DBB, kar temizleme ve tuzlama çalışmaları için ilk kez askeri üsse girerek pisti temizledi” açıklamasını paylaşmasının üzerinden birkaç saat geçerken, Diyarbakır Valiliği tarafından böyle bir temizliğin yapılmadığı ve bunun da mümkün olmadığı belirtilerek yalanlandı. Aynı şehirde, aynı gün, aynı pist için iki zıt açıklama…
Bu, kar krizinden çok kurumsal dağınıklığın göstergesidir.
Halkın beklediği şov değil, koordinasyondur.
Fotoğraf değil, hizmettir.
Tweet değil, sonuçtur.
Kar yağışı bu coğrafya için ne ilktir ne de son olacaktır. Ancak böylesi bir kentte, günler öncesinden bilinen bir hava olayına hazırlıksız yakalanmak, ardından da bunu “doğal afet” diyerek geçiştirmek kabul edilemez.
Doğal olan karın yağmasıdır.
Doğal olmayan, yönetememektir.
Diyarbakır halkı artık bahane değil, çözüm duymak istiyor. Çünkü bu şehir karı kaldırır; ama yetersizliği, plansızlığı ve sürekli başkasını suçlayan yönetim anlayışını kaldıramaz.
Diyarbakır hak ettiği değeri görmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.
Velhasıl kelam kar erir. Ama bu yaşananlar, hafızadan silinmez......


İlimizde hükümetin il başkani var valilik var karayolları var askeri var polisi var bu kurumlar sırf belediye sınıfta kalsın diye sesiz kaldılar halbuki bu tür durumlarda herkes elini taşin altına koymalı diye düşünüyorum