BIST 100
13.092,93 -1,45%
DOLAR
44,1946 0,00%
EURO
50,4914 -0,74%
GRAM ALTIN
7.119,02 -0,24%
FAİZ
39,82 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
113,54 -0,91%
BITCOIN
73.800,00 2,87%
GBP/TRY
58,6083 0,17%
EUR/USD
1,1437 0,18%
BRENT
104,72 1,53%
ÇEYREK ALTIN
11.639,60 -0,24%
Diyarbakır Sisli
Diyarbakır hava durumu
8 °

Perdeye Düşmeyen Gölge

köşe yazısı

Toplumun aynasına göz ucuyla bakanlar için tiyatro, yalnızca birkaç perde arası eğlenceden ibarettir. Oysa bilenler bilir, tiyatro bir eğlence değil; bir yüzleşme biçimidir. Ve bu yüzleşmeyi seçmek, her zaman kolay değildir. Belki de bu yüzden tiyatroya verilen değer, çoğu zaman salonların ışıkları sönünce görünmez olur.

Bugün sokakta rastladığımız çoğu insan için tiyatro, bir etkinlik değil; nostaljik bir anı, belki bir okul gezisidir. Oysa biz sahnede ter dökenler, her replikte kendi benliğimizi ararken, toplumun sessizliğinde yankılanan boşluğu da hissederiz. Tiyatroya verilen değer, bir toplumun ruhsal derinliğiyle doğru orantılıdır. Ruhuna ayna tutmaya cesaret eden toplumlar, tiyatrosuna da kıymet verir.

Ama şimdi, bu aynanın karşısına dikilmekten korkan bir kalabalıkla çevriliyiz. Cep telefonlarının ışığı sahne ışığını bastırıyor; trendler, tragedyalardan daha çok konuşuluyor. Sanat, görünürlük yarışında yalnız kalıyor. Tiyatrolar destek bulmakta zorlanıyor. Birçok özel tiyatro, salon kiralarını ödeyemediği için kapanıyor; turneler yapılamıyor, yeni oyunlar cesaretle sahnelenemiyor.

Kültürel ajandada tiyatroya yer açmak, artık bir idealizm meselesi hâline geldi. Kurumsal desteklerin reklam önceliğine göre şekillenmesi, kamu kaynaklarının adil dağıtılmaması, oyunların sansür ya da baskı ile karşılaşması… Bunların hepsi sahneyi görünmez kılmaya çalışıyor. Oysa tiyatro, karanlığa rağmen anlatmayı seçmek demektir.

Yine de tiyatro boyun eğmiyor. Çünkü değer, kalabalıktan değil; derinlikten doğar. Üç kişiyle oynanan bir oyunda bile, on kişinin iç dünyası devrilebilir. Bir oyuncunun titreyen sesi, bir toplumun bastırılmış çığlığı olabilir. Ama bu sesi duymak için susmak gerekir. Oysa biz bağırarak yaşıyoruz; birbirimizi, kendimizi bastırarak…

Toplum tiyatroyu unuttu belki ama tiyatro toplumu unutmadı. Her temsil, hafızayı tazeler. Her dekor, geçmişin izini sürer. Her alkış, bir hatırlamadır. Ve biz, hâlâ sahnedeyiz. Çünkü perdeye düşmeyen gölgeler vardır. Onlar, ışığın değil; hakikatin izidir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız